1 Bayburtlu 4 İstanbullu'ya Bedel

Seçim yönetmeliklerimizdeki sorunlar, tutarsızlıklar, dengesizlikler çok fazla. Herkes bunun farkında. Fakat bu sorunları gidermek için önerilen çözümler de çoğu konuda olduğu gibi “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ile “kendi ekmeğine yağ sürmek” ikileminden kurtulamıyor.

Bundan 6 sene kadar önce AK Parti birincilikle ayrıldığı ilk seçimin ardından büyük umutlarla kendisine yöneltilen “%10 barajını azaltın” isteğini (o dönem’n hemen ardından meşhur kampanya malzemesi olacak olan) “istikrar” gerekçesiyle reddetmişti. Birden %10 barajını geçen iki parti kalıverince, bu yüksek ve anlamsız baraj istikrarın koruyucusu olmuştu.

O seçimde AK Parti ve CHP’nin oy toplamı %55 civarındaydı, yani halkın %45’inin oyu boşa gitmişti. Oy vermeyenleri hesaba katmıyoruz bile.

Ve istikrar, bu düzene emanetti.

İstenilen gerçekleşti ve %10 barajı birçok barajaltı partiyi siyasetten nispeten sildi. “Kitle partisi” denen, felsefi olarak hiçbir anlam taşımayan, siyasi duruşu ne idüğü belirsiz olan bir tanım girdi hayatımıza.

%10 barajını indirmek istemeyenler, 2 turlu seçimi de kabul etmedi. Nemelazım iki turlu seçim olursa halkın %100’ü temsil edilmiş olacaktı… Aman… Neyse ki onu da esgeçirmeyi başardılar.

Bugün ise illere göre milletvekili dağılımını tartışıyorlar (bkz. 1 Bayburtlu 4 İstanbullu’ya bedel). AK Parti yine en iyi yaptığı şekilde bir gerçeği kullanarak yetersiz fakat kulağa hoş gelen, kendisinin işini görecek bir çözüm öneriyor:

“Her ilden nüfusu ne olursa olsun en az 2 milletvekili çıksın”

Bu önerinin kesinlikle mantıklı bir dayanağı var. Fakat bu yeni düzenleme dengesizliği çözecek mi? Bayburt’lular sevinirken adaletsizlik aynen devam edecek.

CHP yetkilileri bu düzenlemeyi “demokraside bu tür adaletsizlik olmaz” diyerek haklı bir şekilde eleştirse de haberin arasında düzenlemenin AK Parti’ye yarayacağı sözü geçiyor. Peki bir düzenleme olduğunda kaygımız “aman ha filanca partiye yaramasın” mı olmalı? Bunun lafının bile edilmemesi gerekir. Zaten haklı olan bir konuda haksız konuma düşme sebebidir bu tür yersiz ayrıntılar.

Daha önce de yazdığım gibi, siyaset yalnızca yaptıklarınızı ve söylediklerinizı değil, söylemediklerinizi de kapsar. Bu ayrıntı keşke söylenmemiş olsaydı.

.

Bu sorunun çözümü filanca ile 1 milletvekili, meclise 100 milletvekili eklemekle falan çözülmez. Bu kadar çarpık bir seçim düzeneğinin tamamen yeniden yapılandırılması gerekir.

Öyle bir düzen olmalı ki; milletvekilleri gerçekten bölgeleri temsil etmeli. Halkın neredeyse tamamı oy kullanmaya yönelmeli, seçim sonucunda da temsil hedefi %100 olmalı. Herhangi bir insan, bir insan etmeli; en azından 4 insan etmemeli.

Dünya zaten yeterince adaletsiz.

.

Bunlar olmadıkça ister Bayburt’u kurtarsınlar ister seçimleri 4 yıla indirsinler…

Eliniz değmişken bari başkanlık sistemine de geçiriverin de olsun bitsin.