Bağış, Bono'ya Köprüyü Bağışladı

Egemen Bağış yine yaptı yapacağını. Kendisine vaktinde çok yüklendim “lavuk” diye nitelendirerek ama bunu (TDK tanımına bakarak söyleyebilirim ki) fazlasıyla haketmişti de. Bugün ise Bağış, pazarlama başarılarını(!) Türkiye ve AB dışına taşıyarak müzik piyasasına bulaştırdı. Sayesinde bugünden itibaren herkes Bono ve Boğaz Köprüsünde olması ihtimali uydurulan U2 konserini konuşacak.

Peki bu başarı Egemen Bağış’ın başarısı mıdır? Bu bir başarı mıdır? Ya nedir?

Bono, müzikseverlerin yakından tanıdığı, müziği, politik duruşu ve tavırlarıyla yalnızca bir değil 2-3 nesili etkilemiş fakat müzikal olarak sönmekte olan bir dünya yıldızı. Hatırlarım, U2’yu çılgınca dinlediğim dönemde, 2000 yılı civarında, U2 Türkiye’ye gelecek haberleri çıkmış, sonra iptal olmuştu. Sonra düzenli olarak 2-3 senede bir benzer haberler ve iptaller oldu. Sanılanın aksine hiçbirisinde gerekçe para, ilgi azlığı veya yer sıkıntısı değildi. Yalnızca benim hatırladığım kısmı 2000 yılından bu yana olan bu yolculuk boyunca, düzenli olarak resmen açıklanan tek gerekçe “Türkiye’nin insan hakları karnesinin kırıklarla dolu olması” idi.

Anlayacağınız Bono 10 senedir Türkiye’ye “insan hakları fakiri” olduğu için gelmiyor.

Aynı Bono, herhalde demokratik açılımı duymuş olsa gerek, seneye Türkiye’ye gelecekmiş. İşin ilginci, olayın buraya kadarki kısmının Egemen Bağış’la hiçbir ilgisi yok. Yani Bono normal şartlarda (yine son dakika iptal edilmedikçe) zaten 2010’da Türkiye’de konser verecekti. Kendi sitelerinde açıklanmış ve kesinleşmişti.

Bu noktada Egemen Bağış, Bono ile (nerede ve nasıl olduğunu hiç sormayın) bir ortamda bir araya geldi ve sonrasında aralarında geçen konuşmayı bize basın aracılığıyla aktardı. Egemen Bağış’ın kendi anlatımına göre Bono ona Türkiye dendiğinde aklına “Crossroads” (kesişim noktası, kavşak) sözcüğünün geldiğini söylemiş. Her ne hikmetse 10 yıllık bahane “insan hakları fakiri”, yerini resmi T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı sloganlarından olan “Crossroads”a bırakmış. (Bu “esinlenme” dolayısıyla “crossroads” Bono’nun yakıştırması mı Bağış’ın abartması mı bilemiyoruz.) İşte tam bu noktada Egemen Bağış ve meşhur “lavuk” sözleri devreye girmiş ve Boğaz köprüsünde konser sözü vermiş. Bono da buna çok sevinmiş.

Olayı siyasi olarak incelersek reklam açısından güzel bir hamle olduğunu kabul etmek gerekir. Köprüdeki masa tenisi hareketinden daha etkili olacağı kesin. Fakat bunu ayarlamak neden Turizm ve Kültür Bakanı’na değil de AB Başmüzakerecisi Bağış’a düştü? Hangi yetkiyle neyin sözünü verebildi acaba? Başbakan’ın “Türkiye’yi pazarlamak” söyleminden güç buldu herhalde.

Olaya müzik anlamında bakarsak durum daha vakim oluyor. Halihazırda müzik dünyası tarafından U2’dan daha eski olmasa da an itibariyle çok daha önemli isimler ve gruplar Türkiye’de konser verdi. Hiçbirisine de hiçbir yetkili “stadyum kesmez seni, sen gel köprüde konser ver” deme gereği duymadı. Bu açıdan bakınca da durumun müzikal temsil veya kültür elçiliğinden çok siyasi bir reklam malzemesi olduğu çok açık şekilde ortaya çıkmış oluyor.