Fransız Hizmet Aşkı

Fransa bürokrasisinden bahsetmekten ben yoruldum, adamlar kendi işlerini uzatmaktan yorulmadı.

İrlanda’ya gitmek için yaptığımız vize başvurusu, Fransa’da Fransız yöntemleriyle iş yapan İrlanda konsolosluğunun geç ve eksik evrak göndermesi sebebiyle yanmıştı. Daha doğrusu uçağa yetişmediği için gidememiştik. Bu süreçte hakkımızı aramakla “bari en azından resmi bir cevap alalım” mantığıyla giriştiğimiz mücadelede postaneden elimize geçen postaların “iletildi” belgesini almamız gerekiyor.

Dün akşamüstü yakındaki iki postaneden birine gidip müthiş Fransızca’mla amcaya derdimi anlatmaya çalışsam da başarılı olamadım. Postane görevlisi suratsız amca ısrarla “se pa possible” yani “bu mümkün değil”, “imkansız” diye tekrar etti. Amcadan umudu kesip eve döndüm.

Bugün öğrendim ki eşim cinlik yapıp yarı Fransız bir arkadaşımızla bu sabah aynı postaneye tekrar gitmiş. Amcanın kızlara karşı zaafı mı vardır nedir, dün akşamki “ce pa possible” bu sabah olmuş “possible”.

Bu gelişmenin ardından, postane memuruna değil; her olayda benzer muamele görmemize rağmen hala “olamaz” denen şeyin aslında “bal gibi de olabilir” olduğunu öğrenememiş olan kendime kızdım.

Bugün de yine aynı belge için başka bir postaneye daha gitmem gerekiyordu. Oraya gittiğimde de başka bir suratsız amca ve benzer bir tavırla karşılaştım. Bu defa da bahsettiğim yarı Fransız arkadaş telefondan destek veriyordu.

Sadede gelirsem… Amca telefonu arkadaşın suratın kapamadı ama hafif hiddetle bana doğru bıraktı. O sırada suratındaki ifade ve boğavari nefes verişinden belgeyi vermeyeceğini anladım. Bozmadan arkamı döndüm, telefondaki arkadaşa teşekkür ettim ve uzaklaştım.

“Türkiye’de bürokrasi vardır, batıda yoktur”, “bizde memurlar iş yapmaz, falandır feşmekandır” diyenlere ısrarla bir kez daha selam olsun.