Köln Merkez Cami ve Berlin Duvarı

İş ve güçle uğraşırken, yazmayı bir kenara bırakın, haber okumaya bile zaman ayırmadığım bir haftanın ardından neler olmuş diye toparlaması da kolay olmadı.

Geçen haftanın bana göre en önemli haberi “Köln Merkez Cami” temelinin atılmasıydı. Almanya başbakanı Merkel’in “göçmenlerin evinde olduğunun kanıtı” olarak yorumladığı bu temel atma törenine Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanları, Diyanet İşleri görevlileri de katılmıştı. Merkel’in yorumunun aksine, bu misafirlerle sanki Türkiye Cumhuriyeti’ydi orası.

Avrupa’daki Türkler Türkiye’deki Türklerden çok daha fazla dini ve siyasi istismara açık. 1 senedir Fransa’da yaşayan birisi olarak en azından naçizane gözlemim bu. Dolayısıyla Köln’ün merkezine 25 milyon Avro maliyetli bir cami inşa edilmesi, bunun için para toplayanların, orada bulunan “devlet” adamlarının ve o cami cemaatinin çocuklarının geleceğini yönlendirecek “hoca”ların muhtemel yönelimleri beni oldukça endişelendiriyor.

Köln, müslüman nüfusu gözönüne alındığında bu çapta bir camiye çoktan sahip olmalıydı belki de. Fakat önceki paragrafta bahsettiğim kaygılarım, Avrupa’nın yüzyıllardır içten içe sürdürdüğüne inandığım “müslümanlardan çekinme” psikolojisiyle birleşince, bu yapıyı hayata geçirenlerin bazı kin veya fetih duygularını barındırıyor olması ihtimalini gözümde canlandırdığı için, cemaatle ilgili korkularım sönmüyor.

.

Öte yandan yine Almanya’da, Berlin duvarının yıkılışının 20. yılında, Batı’nın sözde özgür ve sözde demokratik hayat ve ekonomi anlayışının komünist dünyaya karşı zaferi kutlanıyor. Bu konuda ise “al birini vur ötekine” demekten başka bir şey gelmiyor elimden.