Tübitak'a Özür ve Düne Düzeltme

Dün, hakkını verelim çok ilgi çekici bir haber üzerine, yazdığım yazı hakkında özür ve tekzibi Tübitak’a ve okuyan herkese borç bilirim. Aslında ileride ayrıntılı araştırma ve bilgilere ulaştıktan sonra ayrı ayrı diziler halinde ayrıntısına değinmek isediğim konulara da kendimi tutamayarak bulaştığım yazıda Tübitak’ın “Bilim ve Teknik” dergisinin kapağının değiştirilmesi olayına değinmiştim. Ülke çapında büyük yankı uyandıran, ki aslında daha bile büyük tepki çekmiş olmasını beklerdim, bu olaya ben de ufak bir önyargıyla sabırsızca tepki göstermiş bulundum. Özür dilerim.

Öncelikle herhangi bir yorumdan önce cevap hakkının verilmiş olması gerekirdi. Bu da Tübitak’ın konu ile ilgili açıklaması anlamına geliyor. Yani Tübitak resmi bir açıklamada bulunmadan benim tepkimi kesin bir dille belirtmiş olmam yanlıştı. En azından olasılıklar üzerine yorum yapmam gerekirdi.

Bu yazımda doğrusunu yaparak, Tübitak’ın resmi açıklamasının (resmi açıklama olduğundan dolayı) doğruları yansıttığını kabul edip konu üzerinde çıkan tartışmaların aslında yersiz olabileceğini kabul ediyorum. EĞER, olaylar gerçekten Tübitak’ın açıklamasındaki şekilde gelişmişse, durum tamamen yazı işleri müdürü Dr. Atakuman’ın hatası olmuş oluyor. Yapılan resmi açıklamadan çıkabilecek 2 sonuç var:

  • Ya Dr. Atakuman duygusallıkla yetkiyi aşıp konuyu dergiye ekledi (ki bu yalnızca işinde başarısız olması anlamına gelir, bizi ilgilendirmez)
  • Ya da Dr. Atakuman kasıtlı olarak bu konuyu gündeme taşıma amacıyla olmayan yangını başlatıp, körükle gelineceğini bilerek sessiz kaldı (ki burada gerçekten bizi ilgilendiren bir sorun var demektir).

Dün yaptığım hataya düşmeyerek kimseyi tekrar itham altında bırakmak istemiyorum fakat Tübitak, devletin resmi bilim merkezi ve söz hakkına sahip kurumu olduğundan dolayı burada bizim muhatap almamız gereken açıklamayı ancak yapmıştır. Dolayısıyla artık varsayımsal “komplo teorilerini” bırakıp işimize dönebiliriz.

Eğer Tubitak açıklaması düzmece veya yanlış ise zaten Darwin veya bilimde kadrolaşmadan önce resmi açıklamaların güvenilirliği gibi daha önemli konuları tartışmamız gerekir.

Bu bakış açısıyla dünkü eleştirilerim için özür diliyorum. Evrim ve “Büyük Kurt” ile ilgili daha ayrıntılı yazıları denkleştireceğim dizilerde buluşmayı umarak vatanımdan güzel haberleri beklemeye koyuluyorum.