Türkiye'de Derin İktidar Var Mı?

Gandhi, Gandhi’ye Karşı başlıklı haberi okur okumaz aklıma Nesli’nin çalışma arkadaşı, arkadaşımız Usman geldi. Usman çok sevdiğimiz, Fransa’ya taşınmamızın arabulucusu olarak da tanımlayabileceğim, yakın, derin tartışmalara girmekten haz duyduğumuz, Kashmiri milliyetçisi bir Pakistanlı arkadaşımız. Usman sayesindedir ki bugün çoğu Afganistan/Pakistan/Hindistan üçlemindeki konuyu kaynağından öğrenebiliyoruz.

Bahsi geçen habere dönersek… Geçen günlerde Nesli bir öğlen yemeğinde aynen bu konuyu Usman’la konuşmuş ve akşamında bana anlatmıştı. Usman’ın tezine göre her ülkede belli bir zümre (aile veya topluluk) o ülkeyi yönetiyor. Örnekleri bolca mevcut. Kendisi bu fikri kolaylıkla internetten bulunabilen kaynaklarla farketmiş. (Kendim doğrulamadığım için örnekleri olabildiğince isim vermeden devam edeceğim.) Örneğin, bir ülkede başkan olmak “demokratik” bir seçimle olsa da, başkan adaylarını bir kurul onaylıyor. Dolayısıyla bu zümre o kurul oluyor. Kurulun onayı olmayan kimse aday, dolayısıyla başkan olamıyor. Bir başka ülkede de başkanların hep aynı okuldan yetiştiğini farketmiş Usman. Pakistan ve Hindistan için ise ailelerin başta olduğundan bahsetmişti. Hindistan için de bu aile, Gandhi ailesi. Ne kadar doğru hatırlıyorum bilmem ama meşhur Gandhi ile bugünkü Gandhi ailesinin kan bağı yokmuş sanırsam. Bugünkü aile sonradan isim değiştirip, McDonalds markasındaki hikaye gibi, mevcut bir ismi kullanıp markalaşmış kendince. Yanılıyorsam düzeltileceğimi umuyorum.

Özetle Hindistan’da Gandhi ile Gandhi’nin karşılıklı aday olması arkadaşımızın bu teorisini destekliyor, beni de şaşırtmıyor. Sonuçta bugünkü dünya düzeni dahilinde “demokrasi” sandığımız çarklar, güçlü olanın istediği şekilde dönüyor. Hindistan’da Gandhi’ler güçlüdür, Amerika’da Rockefeller’ler… Felsefi olarak hepsi aynı dibidelik kefededir bana göre.

İşin bizi ilgilendiren boyutu ise Usman’ın Türkiye’yi ele aldığında bu teorisinin tutmamış olmasıydı. Bizde ne bir aile ne bir zümre iktidarı elinde belirli bir süreden fazla tutabilmişti. En azından gözle görünen kısmı budur. Bu konuda bugün değişik teorilerle “Ergenekon”, “cemaat” veya CIA dolaylı yoldan iktidar hakimi olma çabasında olarak ima edilebilse de, sabit bir zümre iktidarın mutlak sahibi olarak henüz yerleşmiş değil. Muhtemelen bunca yıldır süren karmakarışık olayların ve ilişkilerin altında da bu bahsettiğim yerleşme mücadelesi yatıyor.

Türkiye için mücadele halen sürüyor. En azından benim, yarınlarımızın daha güzel ve tam bağımsız olması yolundaki umudum buna dayanıyor. Umarım haklıyımdır.