29 Mart Yerel Seçimleri Kehanetlerim

Dün akşam itibariyle Yerel seçimlerde hangi belediye için hangi partiden kimin aday olacağı kesinleşti. Yerel seçimler için en önemli duygusal etmenler her zaman olduğu gibi büyükşehirler ve ülke genelinde oy toplamı. Bu kapsamda 29 Mart 2009 seçim dönemi kehanetlerimi paylaşmak istiyorum. Bakalım ne kadarı tutacak.

  • Takibin 4. sırasında, gelişen sanayisinin verdiği iş imkanları ile elde ettiği beyin göçü ve İstanbul’a yakınlığı sayesinde 3. büyük şehir olan, Kocaeli olacak.
  • Kocaeli’de bir önceki seçimde büyükşehir olmanın verdiği ani belediye ödeneği artışı ile bu artış sayesinde belirli yatırımlar yaparak reklam şansı bulan AKP, Sefa Sirmen iyi bir aday olsa da tekrar kazanacak. Kocaeli’de en büyük silahları önceki belediyelerin yapamadıklarını yapmış olmaları, ki bu da büyükşehir olduktan sonra artan belediye geliri ile elbette ki orantılı. Muhtemelen kim olsaydı benzeri başarıyı yakalardı, fakat bundan asla bahsedilmeyecek.
  • Normal şartlarda nufüsa bakıldığında, Kocaeli seçimlerde İzmir’den daha çok öneme sahip olacak gözükse de İzmir “CHP’nin kalesi” yanılsamasıyla yine de İstanbul ve Ankara’nın ardından 3. sırada önemle takip edilmeye devam edilecek.
  • İzmir’de gelişen AKP yandaşı ekonomik güçler (ki İzmir zaten zenginleri açısından en zayıf büyük şehir olmuştur, dolayısıyla zenginleşen AKP yandaşlarının etkisi hızla artmış olur) AKP’yi destekleyecek, halk varolan belediyeye karşı bilenecek. Cemaat örgütlenmesinin de sıklaştığı bölgelerde ve zaten yapısı gereği üretim ve istihdam kenti olmayan İzmir’in fakir bölgelerinde duygusal oylar artacak. CHP’ye biriken kendi tabanındaki tepkiler ve CHP adayının zayıflığı ile MHP ve DSP’ye kayan oylar sonucunda ucu ucuna da olsa AKP İzmir’i alacak. Geçen seçime bakarak İzmir’de AKP-CHP oy oranlarının %40 – 35% civarında olacağını tahmin edebilirim.
  • Seçim takibinin 2. sırasında “Melih Gökçek Krallığı” olarak da bilinen Ankara olacak. Karayalçın 3. kez Melih Gökçek karşısına çıktığı bu seneki yarışta yine kaybedecek. Ankara halkı, AKP olaya el atmadıkça ısrarla kendini krala teslim etmeye devam edecektir. Bir sonraki genel seçimlerde AKP oyları biraz azalacak ve hemen onu takip eden yerel seçimlerde, bugün Melih Gökçek’ten partiyi arındırmamanın cezasını AKP 5 sene sonra fazlasıyla çekecek. Bu sene de Melih Gökçek %40 barajını rahatlıkla geçecektir. MHP ile CHP birbirinden oy çalarak, AKP’yi açık ara galip gösterecektir. Kehaneti abartarak oyların %43-%37-%17 civarında olacağını atabilirim ortaya…
  • İstanbul ise her zaman bir sonraki genel seçimlerin habercisi olduğundan partiler açısından yakından ilgilenilen il olacak. Her kesimden insanın beraber yaşadığı, “küçük Türkiye” nüfus dağılımı ile de basın ve yayın organları tarafından gösterge kabul edilecek. İşte İstanbul’un bu önemi dolayısıyla Başbakan ve parti başkanı sıfatı olmasına rağmen Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrudan yüklenmeye devam edecek. Normal diplomasi adabında adaya aday, başkana başkan, genel sekretere genel sekreter ilişkisi olmalıdır. Muhatap kabul etmeme durumu da bundan kaynaklanır. Ama tekrar İstanbul seçimlerine dönersek, CHP 70 milyon içerisinde İstanbul için Kemal Kılıçdaroğlu’ndan daha iyi bir aday çıkartamazdı. AKP de bunu bildiğinden ve uzun vadeli etkisinden çekindiğinden her yola başvurarak İstanbul’u kaptırmamak için biraz kişisel, biraz belden aşağı oynayacaktır. Başbakan ve parti başkanı sıfatı olan bir kişinin bireysel olarak Kılıçdaroğlu’na hitap etmesi de bu sebeple sıkça gerçekleşecek bir durumdur. Bu seçimde bütün diplomasi adabı, muhatabiyet kuralları gözardı edilecek, gereği neyse Tayyip Erdoğan tarafından bizzat yapılacaktır.
  • Tayyip Erdoğan’ın bir önceki maddede bahsettiğim kapsamdaki söylemleri, muhatabiyet raconuna uymasa da, bazı basın ve yayın kuruluşları tarafından ısrarla haber yapılacak. Bu kuruluşlardan birisi de elbette ki Zaman gazetesi olacak. Ne de olsa “Abdullah Gül, Kuzey Irak yönetimini ziyaret etsin” önerisini alabildiğine yersiz ve gereksiz olsa bile haberde verecek kadar bu racondan bihaber bir organ (Haber için tıklayın – Çıkartılan güzel bildiriden veya tartışılanlardan bahsetmek yerine bu imkansız ve yersiz öneriyi habere yerleştirmek çok büyük bir gazetecilik ayıbı.).
  • Bütün bunlar olurken tüm basın yayın organları seçime yaklaştıkça artacak şekilde yandaşı oldukları partiyi destekeleyecek haberler verecek, karşıt görüşlerdeki adaylar hakkında kötü durumda oldukları havası yaratacak uydurma veya abartma haberleri pompalayacak. İstanbul’un özel durumu tekrar gözönüne alındığında Zaman gazetesi de özel olarak Kılıçdaroğlu haberlerini eksik etmeyecek (Bkz. Bu hafta boyunca her ne hikmetse yalnızca Zaman’da yayınlanan “Kılıçdaroğlu’nun başını ağrıtan” haberler). Her ne hikmetse bu haberler başka gazetelerde yayınlanmayacak kadar zayıf ve belgesiz olsa da Zaman için manşet olacak.
  • 2002 seçimlerinden beri seçimlere etkisi iyice artan ve istismar edilen basın yayın organları da birbiri ile kavgayı abartmaya devam edecek. Köşe yazarlarına hakaretler, yerine göre halktan uzak (özellikle Tayyip Erdoğan tarafından), yerine göre sözde aydın suçlamaları sıklaşacak. Bu sayede halkın o gazetelerden soğuması amaçlanacak. Taraflı olduğunu gizlemek isteyen gazeteler de bir gün kötülediklerini başka gün pohpohlayacak, içten içe bilecek ki çamur atınca izi kalacak, sanki tarafsız gibi gözüküp uzun vadede baskın çıkacak.
  • Yaftalama karşıtı reklamlar da artacak, değişik kutuplarca da benimsenecek, bu mantıklı söylem de istismar edilerek “diğerleri” yaftalanıp, “bizimkiler” tarafsız gösterilecek.
  • AKP 81 ilde en az 77 ili alacak. İstanbul hariç tüm şehirlerde son dakikaya kalmadan sonuçlar az çok belli olacak.
  • Özetle geçen seçimlerdeki olaylar ve sonuçlar benzer şekilde tekrar edecek. Basın ve yayın hataları büyüyerek artacak, doğruları arada kaynayıp gidecek.
  • “Demokrasi”(!) galip gelecek.

.

Aslından kehanetleri kısa tutup, herkesin bildiği üzere çok yakından takip ettiğim, gülüşüne (diğer bir deyişle “doğal maske”sine) kurban olduğum Melih Gökçek’ten bahsedecektim. Bu yazı iyice uzamasın diye burada kesip çok sevgili kralımız hakkındaki yazıyı sonraya bırakıyorum. Nasıl olsa vaktimiz çok, Melih Başkan hep başımızda.