Ben Güzele Güzel Demem, Güzel Kendin Bilmeyince

Karacoğlan’ın çok meşhur bir sözü vardır: “Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca”. İşin en acı yanı, bu sözün bu kadar bilinip de türkünün bilinmemesidir.

Kabul ediyorum. Bu söz üzerinden sayısız espri yapılabilir. Benim şimdiye kadar en çok güldüğüm espri, sanırım 1995 yılında LeMan (veya o zamanki adı herneyse) dergisinde Met Üst’ün yazdığı haliydi: “Ben güzere güzer demen, güzer Türkçe bilmayinço.” O zamanlar hararetli tartışmalar yapıldığını hatırlıyorum Türkçe’nin korunması üzerine. Tartışmaların, barındırdıkları endişe konusunda haklı olduklarını, Türkçe’nin iyice yamultulmuş, harmanlama numarasıyla seyreltilmiş bugünkü halinden anlayabiliyoruz.

Bugün lüzumsuz iş yapma kotamı doldurmak üzere Feysbuk’ta gezinirken bir arkadaşımın bir arkadaşının sayfasında bir yorum okudum. İsim veya gereksiz binbir ayrıntıya girmeden bugün okuduğum espriyi paylaşayım: “Ben güzele güzel demem, kafam güzel olmadıkça.”

Önce çok güldüm. Ardından eskiden beri güldüğüm hali aklıma geldi sözün. Sonra aradaki farkı farkettim. Yıllar geçtikçe esprilerin genel olarak geçirmekte olduğu evrimi hissettim. Küçümsemeden, yok saymadan değişimin gittiği yönü düşündüm.

Sonra silkindim ve ayıldım. Sözün özüne, kaynağına bakmaya karar verdiğimde, içine girdiğimiz ve muhtemelen uzun süre çıkmak için cebelleşeceğimiz toplumsal yozlaşma, körelme ve seyreltilme sürecinden çıkacağımız günlerin de elbet geleceğini farkettim. Karacoğlan’ın dediği gibi:

Senin çağın geçer olur
Bu dünyalar kime kalır
Tomurcuk gül gazel olur
Vaktında derilmeyince

Her şeyin bir vakti olduğu gibi, başımıza gelen her musibetin de en az bir nasihatı ve nimeti olduğuna inandığımdan, bu türkünün tamamını paylaşmak, hayatımıza giren seyreltici tohumları, karşı hamle olarak Karacoğlan ile seyreltmek istedim.

Karacoğlan der ki:

Ben güzele güzel demem
Güzel benim olmayınca
Muhannetin kahrın çekmem
Gel deyip de gelmeyince

Gelirim amma döğerler
Bizi bu ilden kovarlar
Güzel olanı severler
Ben ölürüm görmeyince

Var ol yörü var ol yörü
Kara bağrın yere sürü
Döğün döğün ağla bari
Benim gönlüm olmayınca

Senin çağın geçer olur
Bu dünyalar kime kalır
Tomurcuk gül gazel olur
Vaktında derilmeyince

Karac’oğlan sözün haktır
Düşmanın dostundan çoktur
Bizimçin ayrılık yoktur
Ya sen ya ben ölmeyince