"Çakma" Nike ile Kapitalizm Protestosu Olur Muymuş…

Dün IMF başkanına fırlatılan ayakkabı ilk dakikadan itibaren neredeyse tüm basın yayın organları tarafından beceriyle magazinleştirilerek eylemin içi başarıyla boşaltıldı. Bugün ise çoğu kaynakta yeni bir bilgi veya düzeltme eklenmezken pek azı da olayın ardından gazetenin siyasi duruşunu yansıtır yorumlar yaptı.

Yapılan yorumların taraflı olmasını habercilik yönünden incelemeye gerek yok, olan olmuş bir kere… Fakat her zaman sinirlerimi geren, vatandaşı salak yerine koyan haberleri çarpıtma anlayışına ne olursa olsun katlanamıyorum. Mesele küresel ekonomik düzen (kapitalizm), haberin kaynağı da Zaman gazetesi olunca maalesef bu tür uygulamalar kaçınılmaz oluyor. Zaman bunu her zaman yapıyor.

Taktik şu: “Manşette yönlendirme ve ithamı yapalım, içeriği uzun ve karmaşık cümlelerle dolduralım, nasılsa oturup kimse hepsini okumaz, manşetten insanları yönlendirmiş oluruz.”

Bugünkü haber başlığı “Nike Marka Ayakkabıyla Kapitalizm Protestosu“. Bunu okur okumaz hemen tezat varmış hissi uyanıyor insanda. Bu da ayrı bir tartışma konusu zaten, insanın ne giydiği, kiminle görüştüğü, ne yiyip ne içtiği ile dünya görüşü, savunduğu değerler 100% örtüşemeyebilir. Ayrıca kişi ne giydiği midir? Bunu sorgulamak buluttan nem kapmaktan başka bir şey olamaz. Ama konumuz o değil.

Haber başlığını okuyup geçersek ayakkabı eylemini yapan kişinin kapitalizmin “nimetlerinden” sonuna kadar faydalanıp sonra kalkıp eylem yapmasının garipliği hissi uyanmış oluyor. Fakat üşenmeyip yazıyı açtığınızda ise daha ilk paragrafta görüyorsunuz ki ayakkabı “nike” falan değil, bilhassa nike markası taklit edilerek üretilmiş yan sanayi ürünü, nam-ı diğer “çakma nike”.

Başlık ile içeriğin zıtlığını bir yana koysak bile bu haberin magazinleştirilmiş olması bile bir basın kuruluşu için utanç verici olsa gerek. Haydi o da bir yana dursun, eylemi desteklemediğini belli eden bir yazıda eylemin yetersiz bulunmuş, düzgün tasarlanamamış olmasını eleştirilmiş olması nasıl bir bakış açısıdır?

“Sonuna kadar demokrasi”, “herkese ifade özgürlüğü”, “halkın hiçbir kesiminin küçümsenip aşağılanmaması” temalı yazılar ve haberleri (kendi siyasi görüşüne uydukça) sıklıkla veren bir gazetede halkın gazeteden farklı bir siyasi görüşteki kesimine karşı takınılan bu tavır hangi demokrasi tanımına dahil olabilir ki?

Bu ne perhiz, bu ne demokrasi turşusu?