Evrim Teorisinde Ortak Ataya Doğru Bir Adım Daha

Evrim konusunda – ben dahil – konunun uzmanı olmadan bilip bilmeyen herkes yorum yapadursun, bilim adamları teoriyi destekleme yolunda gelmiş geçmiş en büyük kanıtlardan birisiyle ilgili açıklamayı dünya kamuoyuna geçtiğimiz hafta yaptılar (Türkçe haber).

Kaynaklarda bu konunun üzerinde çok durulmaması sanırım çıkabilecek tartışmaların büyüklüğünden kaynaklanıyor. İnsanlar belli ki konuyu uzatmaktan bıkmış. İnancı doğrultusunda, ne inancının söylediklerini, ne de bilimsel kanıtları bilmeden “evrim yoktur” diye ısrar edenler ısrarlarından sıkılmış, konu her tekrar açıldığında tekrar geriliyor; bilim adamları da dilinde tüy bitmiş, yorulmuş. Halbuki henüz bilimsel olarak ispatlanmamış bir “teoriyi” bu kadar tartışmak bile bence oldukça anlamsız.

Bilim, önce teori üretir, sonra ispatlamak için çalışır. Teori veya aksi ispatlanana kadar teori ne doğru sayılabilir ne de yanlış. Dolayısıyla sırf inanç sebebiyle teoriyi yok saymak cahillikten başka bir şey olamaz. Bunun benim gözümde ortaçağda inanç doğrultusunda Dünya’nın güneşin etrafında dönüyor olması fikrini reddedenlerden bir farkı da yok maalesef. Hatırlayın, o zamanlarda insanın Tanrı tarafından özel olarak yaratılmış olması sebebiyle, Dünya’nın özel olduğu ve aynı sebepten Evren’in merkezi olması gerektiği savunuluyordu. Bugün de aynı mantıkla “özel” insan varlık soyunun diğer tüm canlılardan farklı olması varsayımı da yine insanoğlunun kendini “Tanrı”nın düzenini tahmin edebiliyor zannetme küstahlığından farklı mıdır?

İnanç aleminin en büyük destekçisi olabileceğinin farkına varıp desteklemek varken, bilimi küçümseyerek bir yere varılamayacağı ne zaman farkedilecek acaba?

.

Resimdeki fosil insansı’ya Ardi ismi verilmiş. Kendisi 4.4 milyon yıl önce yaşamış ne maymun ne insan olan bir “ara canlı”. Zaten evrim teorisinin kayıp halkası da buna benzer, fakat tam olarak bu olmayan, bir türmüş.

Sanılanın aksine evrim teorisi insanın maymundan geldiğini savunmuyor. İnsan ve maymunun, İngilizce “Ape”, Türkçe “insansı” olarak adlandırılan bir türden geldiğini savunuyor. Yani teoriye göre Maymun bizim atamız değil, kuzenimiz oluyor. Teorinin eksik halkası da hem maymun hem de insan için “ata” sayılabilecek özelliklere sahip bir canlı fosili.

Kayıp halkaya en yakın bir önceki fosil olan “Lucy” 3 küsür milyon yaşındaydı. Ardi’nin 4.4 milyon yaşında olması biraz daha geriye gidildiğini ve teorik olarak aranan kayıp halkaya yaklaşıldığını gösteriyor. Bu da bir gelişmedir, fakat yeterli bir kanıt değil elbette.

Bu buluş üzerindeki incelemeler 15 yıl sürmüş. Bunun bir sebebi de beklenmeyen bir çok özelliğin fosilde bulunması. Yani bilimadamları tahminleri üzerine ısrar etmeyerek, kafalarındaki teoriyi uyarlamak durumunda bile kalmış. Açıklamalardan birisinde espriyle karışık bir bilim adamı “belki de maymunlar insanlardan gelmiştir” diyerek hala sonucun kestirilemez olduğunu vurguluyor.

Evrim tartışmasında bilim adamları teoriye inanıyor olsa bile, bilim, inanç gibi işlemez. Ne kadar inanırsanız inanın, sonunda ispat yoksa sonuç yoktur. Dolayısıyla teoriyi ezbere kabul etmek veya körü körüne reddetmektense bilimsel sonuçları sabırla beklemeyi kendime doğru yol olarak seçiyorum.

Bekleyelim ve öğrenelim bakalım, Tanrı’nın yarattığı düzen nasıl gelişmiş.