Sesimi Duyan Varmış

“önce kendimiz için yazıyoruz. sonra her bakir yapıtın doğası gereği okunmak istiyor yazılmış olan.”

“Sesimi duyan var mı?” için gelen ve teknik olarak bloglarıma yazılmış ilk resmi yorum. Bundan önce yazımmın yayınlanmış olduğu www.genc.net ve milliyet genclik sayfalarına gelen yorumlar blog yorumu olarak değil, daha ziyade o dönemki bana benzer kendini gösterme hevesinde çırpınışlar olarak aklımda kaldığından onlara teşekkür etmemiştim sanırım. Zaten şimdi ne bu siteler kaldı, ne de o sitelerin içeriklerine saygım. Yine açıp da bir türlü kapatamadığım bu parantez ile demek istiyorum ki “Banu”ya teşekkür ediyorum. önce kendimiz için yazıyoruz. sonra her bakir yapıtın doğası gereği okunmak istiyor yazılmış olan. www.bagimsizdenklem.com adresini de koyarak buradan reklamını yapıyorum… Bu da benden olsun.

Benim fikrim insanın yazılarını okunması için yazmasının hoş olmadığı ve yazılarını sırf başkaları tarafından okunacak diye belirli bir çizgiden (ki bu çizgi katıksız ruh halini yansıtır) saptırmanın dürüst olmadığıdır. Nesli’ye hak vermek isterdim “okunması için yazılmamalı” ana hatlı düşüncelerinde. Peki ya şimdi ne oldu da bu fikirleri sorgu sırasına yerleştirdim? Bir tek yorum. Dün gecenin köründe (geceyarısı gecenin körü olmuş benim için… Ya yaşlandım ya da işimle fazla güç tüketiyorum) yazdığım bir zırvalama (Blog, to Blog da diyebiliriz İngilizce) için gelmiş bir mesaj ile nasıl olduysa dünyam aydınlandı. (Burada bahsi geçen dünyam elbette ki yazma arzularımın içinde büyüdüğü dünyam. Elbette ki asıl hayatımın tamamının karanlık olduğunu söyleyemem.)

Yazdığım herhangi bir şeye gelen herhangi bir mesaj, herhangi bir olumlu mesaj, nasıl olur da yazma aşkımı yıllar sonra “elektroşok” etkisine mağruz bırakabilir? Burada sanırım itiraflarıma bir yenisini ekleyerek en temel gerçek olan içimdeki yabancıyı sahneye davet etmem gerekir. Bu yabancıya ben “öteki ben” diyebilirim fakat siz onu ve bütün sülalesini “Ego” olarak tanırsınız. Hepimizin içine saklanmış birer “Ergenekon”, “MİT” veya “CIA” üyeleridir bu “Ego”lar sülalecek. Hepsi birbirine benzer ve benzer huyları vardır. Çok da akıllıdır keratalar, adamına göre muamele yapmada uzmanlaşmışlardır. Ve işte bendeki “öteki ben” sanırım bu mesajla beynim ile kalbim arasındaki hatları parazitlendirip kalbime baskın çıkmayı bir kez daha başardı. Beynimin reddetmekte ısrar ettiği bencil ve kendini göstermeci tavır, yıllardır birikmiş kendim için yazma ve fikirleri hamken yaymaya yeltenmeme niyetleri bir anda tuzla buz oluverdi ve kalbimin “öteki ben” etkisi altında hissettikleri ile birlikte tekrar günyüzüne çıkıverdi. Çıktı da ne oldu? Ne olacak, yatmadan bir yazı daha yazmaya niyetlendim işte. Bir yazı daha, geliverecek bir yorum için aç ve muhtaç.

Sesimi duyan varmış… Sanal alemde de varmış… Bu bile mutlu olmama yetti. Sesimin duyulmaya değer halinin gelişmesi dileğimle, iyi kalın.