Yok Artık! x 4

“Yok artık!” dedirten haberleri çok severim. Biraz güldürür, biraz da düşündürür. Nasreddin Hoca misali, özünde çok komik olmasa da, yine de gülümsetmeyi başarır sunuluşundaki saçmalıktan dolayı.

Bu hafta kafama kazınan bir habere bugün de 3 yenisi eklenince kendi kendime “yok artık!” dedim. Geçenlerde yazılarımı günlük haberlerden daha sık esinlenerek yazmaya karar vermiştim. Özellikle kriz, seçim ve Dünya’daki değişim rüzgarı bu fikri doğurmuştu. Ayrıca gündemden etkilenmeden nereye kadar fikir yazabilirdim ki? Derya değilim, derviş değilim…

Gelelim “Yok artık!” demeye:

.

Bülent Uygun’a “Ergenekon” Sorusu!

Yok artık! “Bülent Uygun asker selamı yapıyor diye mi içeri alındı acaba?” diye düşündüm ilk gördüğümde… Meğer sanıklardan birisinin eşinden eski bir ev almış. Aman siz siz olun, alışveriş yaptığınız bakkalın bile geçmişini araştırın. Sizi de Ergenekon’dan almasınlar sonra. Ergenekon haberlerinde çıkan herkesi sanık, her sorgulananı da çete üyesi sanmaktan vazgeçmenin vakti geldiğinin ispatıdır bu haber…

.

Hugo Chavez: “Rusya’ya hava üssü verebiliriz”

Rusya: “İhtiyacımız yok, istersek ABD’ye kadar tek seferde gider, geri döneriz!”

Yok artık! Neden veresiniz? Neden ABDye gidip gelecek kadar? Neden uçaklarımız dünya turu atacak kadar demediler de doğrudan hedef gösterdiler? Bu yüzden haftanın, hatta bu yılın en komik açıklamalarından olacaktır bu konuşma. Yıllar sonra dengelerin iyice değişmesi durumunda da hatırlayıp gülmeye devam edeceğiz muhtemelen.

Dünya’da değişen, yenilenen ve sonunda tepetakla dönecek olan düzeni ve güçler dengesini görmek için ayrıntıları takip etmek gerek. Yıllardır Dünya düzeninin değişmesini uman birisi olarak bu ayrıntıları kendimi bildim bileli takip etmeye çalışıyorum. Şöyle söyleyebilirim ki değişim, sandığımızdan da olası ve yakın. İçimiz rahat olsun.

Hemen telaşa kapılmaya gerek yok bu arada… Değişim gayet barışçıl ve akılcı yollarla olacaktır. Tek gereken, güçler dengesinin tek taraflılıktan çoğulcu düzene geçmesi. Ayrıntılarını buraya yazmak mantıklı olmaz fakat eski dengelerden nasiplenen parazitlerin telaşı da sırf bu yüzden. (Bkz. dünkü plazma televizyon meselesi; Bkz. “Para” yazı dizisi)

.

Diaspora: “Türkiye Ermenistan ile Diaspora’nın arasını açıyor”

Yok artık! Biz de işi gücü bıraktık bunlarla uğraşıyoruz sanki. Ayrıca senin anavatanınla aran açılıyorsa bunun suçlusu kimdir? Açılmıyorsa, bu şekil açıklamalarla suçlama yapıyorsan bu ne kadar dürüst ve adil bir yaklaşımdır? Tarihindeki olayların hesabını sorduğunu savunan bir akıl, bu şekil beyanlarla kendi hakkını arayamaz. Hak aramanın yolu, hakkını vermektir…

.

Başbakan Yrd. Cemil Çiçek: “Yerel yönetim ile merkezi yönetim aynı olmazsa yerel yönetimlerin kaynağı yetmez”

İ. Melih Gökçek, Adalet (!) Bakanı ve Başbakan’dan sonra Başbakan Yrd. Cemil Çiçek de aynı açıklamayı yaptı. Allah sonumuzu hayır etsin.

Diyelim bu tehditlerinde ciddiler. Gerçekten diğer partilere ödenek vermemeye devam edecekler… O zaman genel seçimlerde bu taraflı yaklaşım kendi aleyhlerinde işleyecektir.

Varsayalım yerel yönetimler hükümetten “ek” ödenek alamasın… O halde Eskişehir örneğinde olduğu üzere herhangi “ek” ödenek olmadan bile bir şehrin 5 senede nasıl 20 sene ileriye taşındığına ne diyecekler? Yapamayanlar utansın…

Hadi onu da geçtim… Diyelim şehir bütçeleri gerçekten çok az ve merkezden yardım almadan hiçbir halt yapılamıyor… Başbakan Yardımcım bunu diyorsa buna inanmak zorundayız öyle değil mi? O halde neden hükümet olarak belediye bütçelerine toplu bir artış veya destek vermiyorlar? Madem şehirlerin parası yetmiyor, sen de tarafsız ve herkese aynı yakınlıkta olduğunu iddia ediyorsun; o halde arttırırsın bütçelerini, kim gelirse gelsin o çok önem verdiğimiz yerel yönetimler kalkınır.

Bir kişi olsaydı bu tehditkar açıklamayı yapan, diyecektim ki boş konuştu, lafını bilmedi… Ancak Cemil Çiçek bu açıklamayı yapan 4. yetkili olduğu için diyorum ki bu işi iyice çirkin bir boyuta getirdiler.

Adil yönetimde taraf tutulmaz.